ATİKE ASLAN

1980 yılında Bingöl’ün Karlıova ilçesinde dünyaya gözlerimi açtım. Eğitim hayatım sırasında ve sonrasından itibaren devamlı çalıştım. 26 senedir muzik ile ilgilenmekteyim. Bağlama, gitar gibi enstrümanların eğitimini vermekteyim. Aynı zamanda söz yazarlığı yapıyorum. 12 yıldır ayrıca sağlık çalışanı olarak da hizmet vermekteyim.

Habil kardeşi Kabil’in elinden tattı ölümü.
Adem ile Havva yaşadı ilk evlat acısını.
Ya kader dendi adına yada fıtrat.
Eğer kaderse ölüm, ozaman her cani serbest kalsın, her katil berat.
Yok cennet cehennem, yok günah sevap.
Sizin olmayan bir dünyanın sahibiyiz sandınız. Halbuki mülk sizin değil, hepiniz mihmansınız.
On bin yıl öteden taşıdınız ölümü
Kendinize hak saydınız insanlığa zulümü.
İliklerine kadar, hücrelerine kadar yaşattınız acıyı.
Davalı haklı çıktı, suçladınız davacıyı.
Odunu kömüre, kömürü köze, toprağı demire, demiri örse vurdunuz
Çekici demire, ısıtıp hamura, soğutup çeliğe çevirdiniz. .
Kılıcı kalkana, hançeri insana, mızrağı cana sapladınız
Ölüm sizden usandı, siz öldürmekten usanmadınız.
On bin yıldır öldürüyor insanlar birbirini
Bir türlü yenemedi, nefsini, kibirini.
Nice savaşlar yaşandı, nice imparatorluklar, nice devletler yıkıldı, hepsi birer hiç uğruna.
Hala devam ediyor insanın insana kıyımı.
Sadece insanlar mı!?
Ormanlar yakılıyor, zeytinlikler sökülüyor, kıyılara oteller, koylara köşkler, tarlalara gökdelenler, derelere hesler, hayvanlara kafesler.

Toplu kıyımlar, toplu telefler.
Ölmüş annesinin memesinden süt emmeye çalışırken Filistinli bir çocuk, çuvala koyduğu yavrusunun cesedini sırtında taşırken bir baba.
Süyüm süyüm kan damlıyordu turaba.
Sökülmüş kalplerden vicdan ve merhamet duygusu
Acıların tarifi imkansız, acılar yürek dolusu…
“Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?” diye sorarken Bosnalı bir çocuk
“Sizi Allah’a şikayet edeceğim” diyordu Suriyeli bir masum.
İltica etmeye çalışan bir kürt aile ve batan botta boğularak ölen üç yaşındaki Aylan bebek.
Büyükler savaşır çocuklar ölür.
Vicdanınız, insafınız, merhametiniz yok mu sizin?
Allah belasını versin hepinizin.
Dünyanın dört yanında durdurun savaşları, susturun silahları.
Devirin putlarını, yok edin ilahları.
Üretilmesin roketler, füzeler, tanklar, toplar.
Vurmasın kalenin burçlarını
İncitmeyin doğayı, incitmeyin insanları
İşkencelerde can verenler, tahta çarmıha gerilenler
Pusularda vurulanlar, İdam sehpalarında ki fidanlar
Bunların hepsi savaş, kimi soğuk kimi sıcak.
Aslında, Siyonizme kelepçe, Faşizme müebbet, Kapitalizme idam, Emperyalizme kurşun, dincilere sürgün…
İşte o zaman dünyada barış olacak, yoksa yedi kıta kanla dolacak.
Savaş değil yarış olsun.

Tüm dünyada barış olsun…
Not: Dincilerden kastım; dinini layıkıyla yaşayanlar değil, dini sermaye edenler, dindar geçinip dinsizlik yapanlardır.

Yorum bırakın

Popüler