Dünya haritasına baktığımızda sınırlar, bayraklar ve başkentler görürüz. Oysa aynı haritanın görünmeyen bir katmanı daha vardır; savaşların izleri… Patlamaların sesi, yıkılmış evlerin tozu ve yerinden edilmiş milyonlarca insanın sessiz çığlığı… Tarih boyunca savaşlar hep vardı; ama geride bıraktıkları insani yıkım, çoğu zaman rakamların ve siyasi açıklamaların gölgesinde kaldı.
Bugün yaşanan savaşlar bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor;
Modern silahlar ne kadar “akıllı” olursa olsun, savaşın sonuçları asla akıllıca değildir.
En ağır bedeli her zaman siviller öder. Çocuklar okula değil sığınaklara gider, anneler evlerini değil mezar taşlarını temizler, yaşlılar ise doğdukları topraklardan koparılıp bilinmezliğe sürüklenir.
Savaş mağduru denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak yaralanan askerler gelir. Oysa savaşın asıl mağdurları, tarafı olmayanlardır. Bombardıman altında büyüyen çocuklar, travmayı oyun zanneder. Bir gecede mülteci olan aileler, kimliklerini sınır kapılarında bırakır. Kadınlar yalnızca sevdiklerini değil, güven duygusunu da kaybeder.
Birleşmiş Milletler raporları, dünya genelinde milyonlarca insanın çatışmalar nedeniyle yerinden edildiğini söylüyor. Ancak bu soğuk istatistikler, gerçeğin tamamını anlatmaz. Bir sayı, geride bırakılan bir evi; bir grafik, yarım kalan bir çocukluğu göstermez. O rakamların her biri bir hayattır, bir hikâyedir, bir umuttur.
Savaşın bir diğer görünmeyen yüzü de uzun vadeli etkileridir. Çatışmalar bittiğinde bile acılar sona ermez. Psikolojik travmalar, yoksulluk, eğitimsizlik ve kuşaklar arası aktarılan korkular yıllarca sürer. Barış anlaşmaları imzalanır, ancak zihinlerdeki savaş çok daha geç biter.
Peki, biz bu tablonun neresindeyiz? Savaşları çoğu zaman ekranlardan izliyoruz. Bir haber bülteni kadar yakın, ama bir o kadar da uzak hissediyoruz. Oysa sessiz kalmak, zamanla normalleşmeye yol açıyor. Acıya alışmak ise insanlığın en tehlikeli eşiğidir.
Belki savaşları tek başımıza durduramayız. Ancak mağdurları görmezden gelmemeyi seçebiliriz. Yardım kampanyalarına destek olmak, doğru bilgiyi yaymak, nefret diline karşı durmak ve en önemlisi empatiyi kaybetmemek… Bunlar küçük gibi görünen ama büyük anlamlar taşıyan adımlardır.
Savaşlar, insanlığın en eski hatası olabilir. Fakat savaş mağdurlarına sırt çevirmek daha büyük hatadır. Çünkü bir gün, dünya üzerindeki tüm savaşlar bittiğinde bile, geriye kalan yaraları ancak insanlık duygusu sarabilir.
Gülhan Genç/Düş(g)ünce



Yorum bırakın