Hayatın koşuşturması içinde…
Gün gelir,
insan kendini unutmaya başlar.
Oysa içimizde bir çocuk vardır:
Masum, kırılgan, umutla bakan…
Ve her sabah bir ses duymak ister:
“Günaydın çocuk,
bugün de buradayım,
seninleyim…”
İçindeki çocuğu unutan, yorgun büyür
İçimizdeki çocuk;
umutlarımızdır, hayallerimizdir,
ilk sevinçlerimizdir.
Ama zamanla ona sırt döneriz.
Hep başkaları için yaşar,
kendimize dönmeyi unuturuz.
Sonra bir bakarız;
gülüşümüz eksilmiş,
renklerimiz solmuş…
İşte o zaman
içimizdeki çocuk bizden uzaklaşır,
biz de kendimizden…
İçimizdeki çocuk şefkat bekler
O içimizdeki ses,
bir çocuk gibi şefkate muhtaçtır.
Bazen hatırlanmak ister,
bazen ağlamak,
bazen de sadece susmak…
Ama en çok
anlaşılmak ister.
Sen içindeki çocuğu ihmal edersen,
başkalarının gölgesinde yaşamaya mecbur kalırsın.
Çünkü insanın
kendi gölgesi yoksa,
başkasının gölgesi ağır gelir.
Güne onunla başla…
Sabah kalktığında aynaya bir bak…
Gözlerinde bir parıltı varsa,
bil ki içindeki çocuk hâlâ seninledir.
Ama bakışların yorgunsa,
belli ki
günaydın demeyi ihmal etmişsindir.
“Günaydın çocuk…
Bugün de varız.
Ümidimizle,
hayalimizle,
sevincimizle…”
“Allah’ım…
Bizi içimizdeki çocukla barışık kıl.
O saf tarafımızı kaybettirme.
Gönlümüzdeki umutları soldurma.
Bizi kendimize yabancı olmaktan koru.
Her sabah nefsimizi değil,
içimizdeki masumiyeti uyandırmayı nasip et.
Âmin.”
Gönül Defterimden
Cemile Gamsız

Yorum bırakın

Popüler