Hayatta öyle anlar gelir ki…
Sözler bıçak gibi keser, bakışlar kılıç gibi deler, suskunluk bile insanın yüreğine dağ gibi oturur. İşte o zamanlar, sabrın en çok gerektiği zamanlardır. Kılıcın keskin olduğu vakit, kalp en dikkatli olması gereken yerdir. Çünkü bir söz ağızdan çıktığında geri dönmez; bir kalp kırıldığında ise onarmak yıllar alır.
Ben de yaşadım o anları… Kalbim dolmuştu, kırgındım. Bir tek kelimeyle her şeyi altüst edebilirdim. Ama sustum. Çünkü biliyorum ki, gerçek güç öfkeyi bastırabilmekte, asıl zaferse susarken bile Allah’a sığınabilmektedir.
Kılıcın keskin olduğu zaman insanın önünde iki yol vardır:
Ya kırar, dağıtır, geri dönülmez sözler söyler…
Ya da dua eder, sabreder, her şeyi Allah’a bırakır.
Ben ikinci yolu seçtim. Çünkü Rabbim her şeyi en doğrusuyla bilir. O’nun adaleti, bizim söyleyeceğimiz en keskin sözden bile daha keskindir, daha adildir.
Dualarım hep aynıdır:
Öfkelendiğimizde kılıç gibi keskin sözler yerine, dua gibi suskunlukları seçebilelim.
Ve Rabbim bizleri, ne zaman susup ne zaman konuşmamız gerektiğini bilenlerden eylesin.
CEMİLE GAMSIZ / Gönül Defterimden




Yorum bırakın